ODTÜ TEKNOKENT

DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ

Girişimcilik, bir yerde bireyselliğin iş dünyasındaki dışa vurumu değil midir? Başk...

Tarih 05.01.2016

Ekosistem; belirli bir kısımda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden ekolojik sistemlere denir. Ekosistem aynı zamanda bir besin ağı ile şekillenmektedir. Ekosistem, küresel ölçekte bir düzeni ifade etmekle beraber yerel ve korunaklı bir sistemin varlığına da atıfta bulunabilir..

Yaşamak, var olmak ve ilerlemek için birbirimize ihtiyacımız var. John Donne’nin meşhur “No man is an island.” sözünde de betimlediği gibi; bir insanın tamamıyla kendine yetemeyeceği, kendi ayakları üzerinde tek başına duramayacağı, başkalarına ve çevresine ihtiyaç duyduğu açık bir gerçektir.
Peki ya, belki de sabah 9 akşam 5 mesaisinden sıkılan ya da kurumsal bir firmada çalışırken dolambaçlı hiyerarşiden bunalan, diyelim patron şirketinde çalışıyorsa boyunduruk altında olmaktan bıkan ve sonunda kendine ve fikrine güvenip tek başına iş dünyasına atılmak için yanıp tutuşan girişimci ne yapsın?

Girişimcilik, bir yerde bireyselliğin iş dünyasındaki dışa vurumu değil midir? Başkasının işini yapmaktan sıyrılmak, tüm sorumluluğu üstlenip ilerlemek bencilce bir istek ve toplumdan bir ayrışma değil mi? E ne olacak bu durumda? Bu başına buyruklukla başarılı olunabilir ve iş dünyasında hayatta kalınabilir mi?

Biraz daha derine inmeye çalışalım ve girişimciyi başlı başına bir canlı türü olarak ele alalım. Hırslı, akli dengesi hafif bozuk(deli cesareti lazım), azimli, tutarlı ve hedefine odaklanmış olsun. Neyle beslenir ve hayatta kalır bu canlı? Düşünerek ve fikir üreterek. Nasıl ve hangi koşullar altında yaşayabilir? Fikrini hayata geçirmesi, bununla hayatını yoğurması gerekiyor. E bunları nerede yapacak? Kaba tabilrle dağa çıkacak hali yok ya, aramızda, insan içinde olması gerekiyor ki yaptıkları karşılıklı bir fayda sağlasın Bunun için de varlığını değerli kılacak bir pazara, piyasaya ve müşterilere ihtiyacı var sonuçta. Eli mahkum, fikrini hayata geçirmek için destek bulmak zorunda. Eli mahkum, kendini ve fikrini ifade etmek, anlatmak zorunda. Eli yine mahkum, insanları, müşteriyi, tüketiyici fikre/ürüne inandırmak zorunda. Bütün bunlar tabii ki tek başına yapılacak işler değil. Gazetelerin ekonomi sayfalarında rastladığımız genç, yüzü parlak, başarılı ve fikir önderlerinin sihirli bir değneğin dokunuşuyla bu duruma geldiklerini düşünmeyin sakın. Hepsi, birbirine bağlı küçük sistemlerde erişilen noktaların fırsatlara dönüşmesine bağlı.

Geldiğimiz nokta şudur, bir girişimin hayata kavuşması için, ona bağlı farklı süreç ve kavramlara ihtiyacı vardır. Bunu da en iyi ifade eden kavram, ekosistemdir.

Girişimcilik ekosistemi kavramı dünyada ilk kez Stanford Üniversitesi’ne bağlı olan ve günümüzdeki Teknokent kavramının öncüsü Silikon Vadisi ile ortaya çıktı. Stanford öğrencileri, okuldan aldıkları akademik bilgi ve destekle fikirlerini hayata geçirmeye başladıklarında, çevrelerinde hazır bulunan yatırımcılardan destek almaya başladılar. Akademik bilgiden beslenen beyinlerin parlak fikirleri, doğru yere bakan çiçekler gibi güneşle, yani yatırımlarla buluştu ve günlük hayatımızda kullandığımız birçok teknolojinin temelleri atılmaya başlandı.

Silikon Vadisi ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri günümüzde de özellikle teknoloji özelinde girişimciliğin öncüsü ve lideri konumundadır. Dünyanın dört bir yanından San Francisco’ya gelen girişimciler, haleflerinin yolundan giderek bu durmadan genişleyen ekosistemde varolmaya çalışıyorlar.

Ülkemizde ise girişimcilik kavramı, kendi kuşağımızda bile hala “hadi bi kafe/bar açalım!”dan pek ileriye gidememiş olsa da, son yıllarda teknolojiye erişimin geçirdiği evrim ve bilginin ulaşılabilirliğin özellikle sosyal medya üzerinden devinimiyle girişimcilik farklı bir boyuta taşınmıştır. Geçtiğimiz 15 yılda, adımları Teknoloji Geliştime Bölgesi Kanunu ile atılmaya başlamış olan girişimcilik ekosistemimiz, 2001 yılında ODTÜ bünyesinde kurulan ODTÜ TEKNOKENT - METUTECH ile ilk teknoparkına kavuşmuştur.

ODTÜ’yü ve ODTÜ TEKNOKENT - METUTECH modelini takip eden ülkemizin önde gelen eğitim kurumları ile her yıl yanına yenileri eklenen teknoparklar ve kuluçka merkezleri ile, akademik altyapının sağladığı birikim ve güç, teknolojide inovasyonun öncüsü olmak için can atan bir nesle her açıdan kaynak sağlamaktadır.
Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu ve son yıllarda geliştirilen teknolojiler özellikle Ankara ve İstanbul’u sıcak bir pazar haline getirmiş, dünyanın bir çok yerinden melek yatırımcı ve girşimcinin ortadoğudaki odak merkezi yapmıştır.
Her ne kadar henüz Silikon Vadisi örneğinde olduğu gibi ideal bir ortam oluşması için çok daha farklı yaklaşımların hem girişimciler hem de yatırımcılar tarafıdan geliştirilmesi gerekse de, girişimcilik ekosistemimiz her gün gelişimini ve büyümesini sürdürmektedir. 

info@odtuteknokent.com.tr İhsan Doğramacı Blv. Üniversiteler Mah. İkizler Binası, ODTÜ TEKNOKENT 06800 Çankaya/Ankara